ASSITEJ International’ın paylaştığı bilgilere göre Wanderlust Mongolia 2026, Moğolistan’da çocuklar ve gençler için düzenlenen ilk uluslararası gezici tiyatro festivali oldu. Festival; 18 yerleşimde 36 binden fazla çocuğa ulaştı, sekiz ülkeden 14 yapımı bir araya getirdi.

Rakamlar etkileyici. Ben ASSITEJ’in paylaşımını okurken rakamların yanına üç soru not ettim: Sanat kime doğru hareket ediyor, ekoloji yalnızca anlatılan konu mu ve turne yerelle nasıl ilişki kuruyor? Aşağıdaki yorumlar ASSITEJ’in sonuç cümleleri değil; kaynağın bende uyandırdığı uygulama soruları.

Birinci soru: Sanat kime doğru hareket ediyor?

Çocuk tiyatrosunda erişim çoğu zaman salon, bilet ve ulaşım imkânları üzerinden tartışılıyor. Gezici bir festival ise soruyu tersine çeviriyor: Çocukların sanat merkezlerine ulaşmasını beklemek yerine, sanat üretimi çocukların yaşadığı yerlere nasıl gidebilir?

Ben bu yaklaşımı kendi drama çalışmalarım açısından okuduğumda atölyeyi yalnızca donanımlı bir salona bağlı düşünüp düşünmediğimi sorguluyorum. Okul bahçesi, park, köy meydanı, kütüphane veya mahalle evi gibi alanlar her zaman uygun olmayabilir; fakat erişimi tasarımın başlangıç sorularından biri hâline getirebilir.

İkinci soru: Ekoloji yalnızca anlatılan konu mu?

Festival programında iklim değişikliğiyle ilişkili yapımların yanında karbon ölçümü, ağaç dikimi, atık ayrıştırma ve plastik geri dönüşümü gibi uygulamalara da yer verildiği aktarılıyor. Böylece sürdürülebilirlik yalnızca sahnede anlatılan bir tema olmaktan çıkarılıp organizasyon biçimiyle ilişkilendiriliyor.

Buradan kendi uygulamama şöyle bir soru çıkarıyorum: Çevreyi konu alan bir atölyede çok sayıda tek kullanımlık materyal tüketiyorsam, anlattığım ile yaptığım arasında nasıl bir ilişki kuruyorum? Tasarımın konusu kadar malzeme, ulaşım, yeniden kullanım ve geride kalan atık üzerine de düşünmek gerekebilir.

Benim okuma notum: Doğayı anlatmakla yetinmeyip atölyenin kendi üretim biçimine de bakmak, sürdürülebilirlik düşüncesini daha sahici kılabilir.

Üçüncü soru: Yerelle nasıl ilişki kuruluyor?

Uluslararası bir yapımın farklı bir bölgeye gitmesi, tek başına kültürel karşılaşma oluşturmaz. Karşılaşmanın anlamı; yerel sanatçılarla, çocuklarla, eğitimcilerle ve gündelik yaşamla nasıl ilişki kurulduğunda belirir.

Bu bilgi bana hazır bir planı her gruba aynı biçimde taşıyıp taşımadığımı düşündürüyor. Mekânın, dilin, kültürel referansların ve grubun deneyimlerinin süreci değiştirmesine ne kadar izin veriyorum? Plan yol gösterebilir; karşılaşma başladığında grubu dinlemeyi sürdürmek de planın bir parçası olabilir.

  • Bu çalışma başka bir mekâna taşındığında ne kaybeder, ne kazanır?
  • Kullanılan malzemelerin hangileri yeniden değerlendirilebilir?
  • Yerel deneyim, sürecin yalnızca konusu mu, yoksa üreticisi mi?

Kendi uygulamama çıkardığım küçük notlar

Aşağıdaki notlar ASSITEJ’in öneri listesi değil; kaynağı okuduktan sonra kendi planlarıma dönmek için çıkardığım küçük hatırlatmalar: materyal listesini sadeleştirmek, yakın çevredeki uygun bir mekânı sürece katmayı düşünmek, çocukların yaşadığı yere ait bir meseleyi önce dinlemek ve çalışma sonunda geride ne bıraktığımı değerlendirmek.

Wanderlust Mongolia örneği bana tiyatroyu yalnızca sunulan bir ürün olarak değil; dolaşan, temas eden ve kendi etkisini sorgulayan bir ilişki ihtimali olarak düşündürüyor. Bu yorumun kaynağın doğrudan hükmü değil, benim bugünkü okuma biçimim olduğunu da açık tutmak istiyorum.