Millî Eğitim Bakanlığının 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı genelgede, 2026-2027 eğitim öğretim yılının teması “Maarifin Kalbinde Oyun” olarak duyuruldu. Genelge; yaşa ve gelişim özelliklerine uygun, güvenli ve kapsayıcı oyunların eğitim süreçlerinde yer almasını öne çıkarıyor.

Ben bu genelgeyi drama alanında öğrenmeye devam eden bir uygulayıcı olarak okurken sevindim; ardından kalemimin kenarına birkaç soru düştü. Çünkü oyunun adının daha çok anılması, tek başına daha nitelikli süreçler kurulacağı anlamına gelmiyor. Bu yazı genelgenin resmî yorumu değil; oyunun atölyedeki yerini düşünmek için tuttuğum bir uygulama notu.

Maarifin Kalbinde Oyun teması neyi kapsıyor?

Genelgenin oyunu çocuğun öğrenme, gelişme, sosyalleşme, üretme ve kendini ifade etme süreçleriyle birlikte ele alması benim dikkatimi çekti. Bu vurgu, oyunu dersin sonunda verilen küçük bir ödül gibi görmek yerine öğrenme ortamındaki yerini yeniden düşünmek için değerli bir imkân sunuyor.

Kendi uygulamama döndüğümde fırsatı yalnızca daha fazla oyun oynatmakta görmüyorum. Oyunda beliren kararları, ilişkileri, çatışmaları ve ortak üretimi fark edip edemediğimi; buradan anlamlı bir dramatik durum doğup doğmadığını soruyorum.

Benim için önemli ayrım şu: Çocukların hareket ettiği her çalışmaya oyun, oynanan her oyuna da yaratıcı drama demeden önce sürecin nasıl kurulduğuna bakmak.

Güvenli ve kapsayıcı oyun ne demektir?

Güvenli oyun yalnızca fiziksel tehlikelerin azaltılması anlamına gelmez. Çocuğun küçük düşürülmediği, başarısızlıkla etiketlenmediği, istemediği bir rolü sürdürmeye zorlanmadığı ve farklı katılım biçimlerinin kabul edildiği bir iklim de güvenliğin parçasıdır.

Kendi planlarımda tek bir katılım ölçütüne yaslanmamaya çalışıyorum; hareket, ses, nesne, eşli çalışma veya bir süre gözlemleme gibi farklı yolların mümkün olup olmadığını kontrol ediyorum. Buradaki yaklaşımım, herkesten aynı şeyi beklemekten çok herkesin sürece erişebilmesi için gerekli düzenlemeleri düşünmek.

Oyundan dramatik sürece geçerken

Bir yer değiştirme oyunu grubu ısıtabilir. Bu yazı için kurduğum küçük bir örnekte, yer değiştirenleri renkler yerine aynı kasabada farklı ihtiyaçları bulunan kişiler olarak düşünebilirim. Roller arasına bir mekân, amaç ve karşılaşma girdiğinde oyunun dramatik bir araştırmaya açılıp açılmadığını deneyebilirim.

Böyle bir akışta oyunu aceleyle bir kazanıma bağlamak yerine içinden doğan merakı izlemeyi denerim. Çözümü baştan söylemek cazip olabilir — planın cebinde anahtar hazır bekler — fakat katılımcıların denemesi ve yeniden düşünmesi için alan bırakmak bana daha anlamlı geliyor.

  • Oyunun kuralları açık ve yaşa uygun mu?
  • Katılımcıların kararları süreci gerçekten etkiliyor mu?
  • Rol, mekân ve gerilim arasında anlamlı bir bağ var mı?
  • Değerlendirme, yaşanan deneyime geri dönebiliyor mu?

Drama eğitmeni için yıl başı notu

Yeni eğitim yılına hazırlanırken planlarıma yalnızca daha fazla oyun eklemek yerine, var olan oyunların süreçte hangi işe yaradığını sormayı daha değerli buluyorum: Grup birbirini mi fark ediyor, role mi hazırlanıyor, dramatik gerilim mi büyüyor, yoksa etkinlik yalnızca süreyi mi dolduruyor?

“Maarifin Kalbinde Oyun” temasının drama alanı için görünürlük açabileceğini düşünüyorum. Bunun nitelikli bir karşılığa dönüşmesi ise tek bir yazının verebileceği hüküm değil; çocuğun deneyimini, güvenliğini ve estetik karşılaşmayı gözeten uygulamalarla zaman içinde birlikte görebileceğimiz bir mesele.