Planın kapağında “5–7 yaş” yazıyor. İçeride çocuktan eşini seçmesi, bir karakter bulması, karakterin duygusunu açıklaması, arkadaşlarıyla sahne hazırlaması ve anlaşmazlığa çözüm üretmesi isteniyor. Hepsi aynı yönergede. Kapak gayet rahat; yönerge biraz nefes nefese.

Böyle bir planı okurken ilk sorum “Bu çocuklar yapabilir mi?” oluyor. Ardından soruyu kendime çeviriyorum: “Ben başlamaları için yeterince anlaşılır bir kapı açtım mı?” Çünkü yaş aralığı, plan seçerken işe yarayan bir başlangıç bilgisi. Çemberin içindeki çocukları tanımanın yerini tutmuyor.

Bu yazıda özellikle okul öncesi ve ilkokulun ilk yıllarına odaklanıyorum. NAEYC’nin gelişime uygun uygulama çerçevesinden kısa bir dayanak alıyor; ardından yaratıcı drama planına bakarken kullanabileceğimiz sorular ve bu yazı için oluşturduğum bir tasarım denemesi öneriyorum. Örnek, uygulanmış bir atölyenin başarı raporu değil.

Aynı yaş, aynı başlangıç noktası demek mi?

NAEYC, gelişime uygun uygulamada üç alanı birlikte ele alır: çocukların gelişimi ve öğrenmesine ilişkin ortak bilgiler, her çocuğun kendine özgü özellikleri ve deneyimleri, gelişimin gerçekleştiği bağlam. Erken çocukluk için hazırlanmış bu çerçeve, doğrudan bir yaratıcı drama yöntemi ya da bütün yaşlara uygulanacak bir ölçek değildir.

Benim buradan atölyeye taşıdığım soru şu: Aynı yaştaki iki grubun aynı planla aynı yerden başlamasını neden bekliyorum? Bir grup aylardır birlikte rol içinde karar alıyor olabilir. Diğeri ilk kez buluşuyor, birbirlerinin adlarını yeni öğreniyordur. İkisinin de yaşını bilmek gerekir; birlikte neleri deneyebildiklerini bilmek de gerekir.

Çocuğun uzun konuşmaması da tek başına kurmacayı anlamadığını göstermez. Rolün ne istediğini bir nesneyi taşıyarak, bir yer seçerek ya da arkadaşına işaret ederek görünür kılabilir. Planı incelerken, ifade biçimini anlamanın tek kanıtı hâline getirip getirmediğime bakmak istiyorum.

Yönergenin içinde kaç iş saklı?

“Üçerli grup olun, bir anlaşmazlık düşünün, rolleri paylaşın ve çözümünü canlandırın.” Kâğıtta kısa bir cümle. Uygulamada ise grup kurma, konu bulma, anlaşma, rol seçme ve sahne düzenleme gibi ayrı işler taşıyor. Grubun bunların hangilerini daha önce deneyimlediği önemli.

İlk kez çalışan bir grupla başlangıcı görünür kılmayı deneyebilirim: “Burası bir tamir dükkânı. İki kişi aynı kutuyu almaya geldi. İkisi de kendi işi için istiyor.” Önce kutuya ve kişilerin isteğine bakarız. Ardından karşılaşmayı oynar, yeni bilgiyi ihtiyaç doğduğunda ekleriz. Çocuğun yerine karar vermeden, neye karar vereceğini belirginleştirmiş olurum.

NAEYC’nin öğretime ilişkin rehberinde de eğitmenin örnek olma, ipucu verme ve desteği çocuğun ihtiyacına göre ayarlama gibi yolları bulunur. Aşağıdaki drama denemesi benim önerim; rehberden alınmış bir etkinlik değil. Desteğin işe yarayıp yaramadığını ise yönergeyi ne kadar güzel söylediğimden çok çocukların onunla ne yapabildiğinde ararım.

Bir kutu, iki ihtiyaç: aynı durumun iki kuruluşu

Bu küçük denemenin ortak sorusu şu: Bir nesneye aynı anda iki kişinin ihtiyacı varsa ne yapacağız? Amaç önceden belirlediğimiz “Paylaşmalıyız” cümlesini çocuklardan almak değil; kişilerin ihtiyaçlarını karşılaştırıp kararların sonucunu oyunda görmek.

İlk kuruluşta, örneğin rol oynamaya yeni başlayan bir okul öncesi grupta, boş bir karton kutu kullanabiliriz. Eğitmen oyuncak ayısına yatak arayan kişiyi oynar; bir çocuk ise kurduğu garaj için kutuyu isteyen kişidir. Eğitmen “Ayım burada uyuyacaktı. Sen kutuyla ne yapacaktın?” diyerek karşılaşmayı başlatır. Çocuk önerisini söyleyebilir veya nesneyi düzenleyerek gösterebilir. Küçük gruplar kendi kutularıyla başka yollar deneyebilir; böylece herkes tek bir karşılaşmanın bitmesini uzun süre beklemez.

İkinci kuruluşta, örneğin birlikte canlandırma deneyimi olan bir ilkokul grubunda, aynı kutu okul sergisinin taşıma sandığı olur. Bir ekip maketini taşımak, diğeri yağmurda ıslanabilecek resimlerini korumak ister. Ekipler ihtiyaçlarını belirler ve karşılaşır. İlk denemeden sonra “Araç birazdan kalkacak; yalnızca bir kutuya yer var” bilgisi eklenebilir. Bu kez sıra ile kullanma önerisinin yetmediği bir durumda gerekçe üretmek ve kararın sonucunu canlandırmak gerekir.

Bu iki kuruluş kesin yaş sınırları çizmez. İlkokuldaki yeni bir grup ilk biçimden yararlanabilir; deneyimli bir okul öncesi grup ek bir güçlüğü araştırabilir. Uyarladığımız şey yalnızca sözcük sayısı değil: taşınan bilgi, rolün sorumluluğu, birlikte karar verme biçimi ve karşılaşmanın karmaşıklığı.

Yaşa uygunluğu, çocuğun oyuna nereden girebildiği ve içeride neyi üstlenebildiği üzerinden düşünmek istiyorum.

Hareket, bekleme ve oyunda bir işi olmak

Bir çalışmada çocukların yerinden kalkması hemen yaşa uygunluk sorunu demek değildir. Planın kendisi uzun bekleme üretiyor olabilir. Tek tek sahneye çıkılan bir akışta sıranın gelmesini beklemekle, küçük gruplarda eş zamanlı denemeler yapmak farklı deneyimlerdir.

İzleyenlere de gerçekten işe yarayan bir merak bırakabilirim: “Birazdan kutuyu isteyen üçüncü kişi geleceksiniz. Neye ihtiyacınız var?” Burada izleme sonraki karşılaşmayı besler. Fakat herkese sürekli görev dağıtmak da gerekmez; bir sahneyi merakla izlemek başlı başına anlamlı olabilir. Grubun hangi anda oyundan koptuğunu gözlemlemek, yalnızca hareket miktarını saymaktan daha yararlı bir başlangıç.

Hareket alanını ve malzemeyi önceden kontrol eder, temas içeren bir oyunda temas istemeyen için başka bir yol açarım. Bunun ardından oyun oynanır. Her adımı uyarıyla kesmek yerine gerekli sınırı kısa ve anlaşılır kurmak yeterli olabilir.

Planı seçerken kendime soracağım beş soru

Bunlar bir puanlama ölçeği değil; bir planın kapağından içine geçerken yanımda tutmak istediğim kısa sorular. Uygulama sırasında cevapların değişmesine de yer bırakıyorum.

  • Başlangıç: Çocuk ilk olarak ne yapacağını anlayabiliyor mu; bunu söylemenin yanında göstermenin bir yolu var mı?
  • Deneyim: Plandaki hangi işler grup için tanıdık, hangileri ilk kez denenecek?
  • Rol: Kişinin isteği ve karşılaştığı güçlük anlaşılır mı; yoksa yalnızca bir meslek adı mı verdim?
  • Katılım: Konuşmakta zorlanan, hareketi farklı biçimde yapan veya önce izlemek isteyen çocuk oyuna nasıl girebilir?
  • Değerlendirme: Soyut bir sonuç cümlesi istemek yerine “Kutuyu o anda verseydin ne değişirdi?” gibi yaşanan duruma dönen bir soru sorabilir miyim?

Uygulama bittiğinde yaş etiketine geri dönmek

Bir denemeden sonra “Bu yaşa olmadı” demeden önce takılmanın yerini kaydetmeyi öneriyorum: Grup kurarken mi durduk, rolün isteğini anlamakta mı, uzun süre beklerken mi? Sonraki uygulamada aynı anda her şeyi değiştirmek yerine, belirgin bir noktayı yeniden kurmak neyin işe yaradığını anlamayı kolaylaştırabilir.

Bazen plan gerçekten başka bir deneyim düzeyi ister. Bazen de ilk cümleye çok iş yüklemişizdir. İkisine aynı müdahaleyi yapmak zorunda değiliz. Yaş aralığını yazmaya devam edelim; yanına gerekli grup deneyimini ve uyarlanması gereken noktaları da ekleyelim. Kapak böylece daha az söz verir, eğitmene daha çok yardımcı olur.