Bazen değerlendirme sorumuz soru işaretiyle bitiyor ama cevabı cümlenin içine önceden yerleştirmiş oluyoruz. “Paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu gördünüz, değil mi?” dediğimde gruba düşünmesi için bir alan açmıyorum; nazikçe benim cümlemi tamamlamasını istiyorum.
Bunu kendi uygulamalarımda fark ettikçe değerlendirme çemberine başka türlü bakmaya çalışıyorum. Benim bu yazıda “değerlendirme çemberi” dediğim yer, yaratıcı drama sürecinin sonunda herkesin sırayla konuşmak zorunda olduğu değişmez bir tören değil. Yaşananları, verilen kararları ve ortaya çıkan farklı anlamları yeniden düşünmek için kullandığım yöntemlerden biri.
Aşağıdaki beş soru hazır bir ölçme aracı değil. H. Ömer Adıgüzel’in değerlendirme–tartışma aşamasına ilişkin çerçevesinden, Project Zero’nun gerekçeyi görünür kılan düşünme rutininden ve Stephen Brookfield’ın belirli sınıf anlarına dönen Eleştirel Olaylar Anketi’nden beslenerek kendi uygulamalarım için oluşturduğum bir deneme. Kaynakların söylediğiyle benim çıkardığım uygulama notunu özellikle ayrı tutacağım.
Soru işaretinin içinde küçük bir cevap anahtarı varsa
“En doğru çözüm hangisiydi?”, “Kahraman sonunda doğru olanı yaptı mı?” ya da “İş birliğinin önemini anladınız mı?” gibi soruların iyi niyetli bir amacı olabilir. Yine de bu sorular, özellikle eğitmenin beklediği cevabı sezebilen gruplarda, değerlendirmeyi kısa sürede bir tahmin oyununa çevirebilir.
Benim için ayırt edici ölçüt şu olmaya başladı: Katılımcı benim düşünmediğim ama yaşananlardan hareketle gerekçelendirebildiği bir cevap verdiğinde, o cevabı gerçekten dinlemeye hazır mıyım? Hazır değilsem soru açık görünse de kapının anahtarı hâlâ benim cebimde olabilir.
Bu, değerlendirme aşamasının amaçsız bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor. Eğitmen çalışmanın amacıyla bağını koruyabilir, belirsiz bir düşünceyi ayrıntılandırabilir ve “Bunu sana düşündüren ne oldu?” diye sorabilir. Değişen şey, varılacak sonucu önceden ilan etmek yerine düşünmenin izini birlikte takip etmektir.
Kendi kendime sorduğum küçük kontrol sorusu: Grubun cevabı, bir sonraki planımda gerçekten bir şeyi değiştirebilir mi?
Bu düşüncenin kaynaklardaki izleri
H. Ömer Adıgüzel, yaratıcı drama yaşantılarını hazırlık–ısınma, canlandırma ve değerlendirme–tartışma aşamalarıyla ele alır; bu aşamaların çalışmanın niteliğine göre biçimlendirilebileceğini de belirtir (Adıgüzel, 2006). Bu kaynak, değerlendirmeyi yaratıcı drama sürecinin ayrı ve önemli bir aşaması olarak düşünmem için temel zemini sunuyor. Aşağıdaki beş soru ise Adıgüzel’in makalesinde yer alan hazır bir liste değil.
Harvard Graduate School of Education bünyesindeki Project Zero’nun “What Makes You Say That?” düşünme rutini, bir yorumun hangi gözleme dayandığını sormayı önerir. Araştırma ekibine göre bu kısa rutin; gözlem, betimleme, açıklama kurma, kanıta dayalı akıl yürütme ve farklı bakış açılarını görme süreçlerini destekler. Dördüncü sorumu bu yaklaşımın yaratıcı drama deneyimine uyarlanmış bir karşılığı olarak kullanıyorum.
Stephen Brookfield’ın Eleştirel Olaylar Anketi ise katılımcıyı genel bir “Beğendin mi?” sorusuna değil; derste kendisi için önemli olan belirli anlara, yardımcı veya kafa karıştırıcı eylemlere ve şaşırtıcı durumlara döndürür. Samuel ve Conceição’nun 2022 tarihli çalışması, bu beş açık uçlu sorunun katılımcı deneyimini görünür kılabildiğini ve öğretim tasarımında gerçek zamanlı değişikliklere veri sağlayabildiğini bildirir. Ben bu mantığı drama atölyesine taşırken Brookfield’ın sorularını bire bir çevirmiyor; belirli ana dönme ve eğitmenin kendi tasarımını da değerlendirmeye açma fikrinden yararlanıyorum.
Kaynaklar bana yön veriyor; aşağıdaki soru biçimleri ve drama örnekleri ise bu okumaları kendi uygulama dilimde sınamak için hazırladığım denemeler.
Cevabı önceden saklamayan beş soru
Beş sorunun hepsini aynı çemberde peş peşe sormak gerekmiyor. Çalışmanın amacı, grubun yaşı ve o gün yaşananlar için en anlamlı bir ya da iki soruyu seçmek çoğu zaman daha iyi sonuç verebilir. Değerlendirme bir soru maratonuna dönüşürse en açık soru bile biraz yorulabilir.
- 1. Bugünkü çalışmanın hangi anı sende kaldı? O anda ne oldu? — “Güzeldi.” ya da “Zordu.” gibi genel bir yargıdan önce belirli bir yaşantıya dönmeye yardım eder.
- 2. Rolde verdiğin ya da grubun verdiği hangi karar değişti? Onu değiştiren neydi? — Sonuçtan çok kararın oluşma sürecini ve kurmacadaki etkileri görünür kılar.
- 3. Kurmacada kimin bakış açısı daha az duyuldu? Bunu nerede fark ettin? — Grubun yalnızca en güçlü veya en çok konuşan rolün açısından bakmasını önlemeye yardımcı olabilir.
- 4. Bu yoruma hangi söz, hareket ya da görüntüden ulaştın? — Project Zero’nun “Bunu sana düşündüren ne?” rutininden uyarlanmıştır; yorumu sahnede gözlenen bir ayrıntıyla ilişkilendirmeyi ister.
- 5. Bu çalışmayı yeniden kursaydık neyi korur, neyi değiştirirdin? Neden? — Katılımcının yalnızca kendi öğrenmesini değil, eğitmenin tasarım kararlarını da değerlendirebilmesine alan açar.
Somut bir deneme: Mahallenin boş arsası
Aşağıdaki örnek kaynaklarda yer alan hazır bir etkinlik değil; beş sorunun uygulamada nasıl çalışabileceğini görebilmek için bu yazıda kurduğum kısa bir tasarım denemesi.
Grup, mahalledeki tek boş arsanın nasıl kullanılacağına karar veren bir kurul olsun. Roller arasında çocuklar, yaşlı mahalle sakinleri, pazar esnafı, tekerlekli sandalye kullanan bir komşu, bahçıvan ve belediye görevlisi yer alabilir. İlk öneriler konuşulduktan sonra yeni bilgiler gelsin: Alan yağmurda su topluyor, bütçe bütün önerileri karşılamıyor ve mevcut giriş herkes için erişilebilir değil.
Canlandırmanın sonunda “Park yapmanın en doğru çözüm olduğunu anladınız mı?” diye sorarsam kendi sonucumu grubun ağzından duymaya çalışmış olurum. Bunun yerine ikinci soruya dönebilirim: “Kararınız hangi bilgiyle değişti?” Ardından üçüncü ve dördüncü soruları birlikte kullanabilirim: “Kimin bakış açısı daha az duyuldu? Bunu hangi söz, hareket ya da görüntüden fark ettin?”
Bir katılımcı erişim sorununu, bir başkası esnafın geçim kaygısını, diğeri çocukların güvenli oyun ihtiyacını öne çıkarabilir. Bu cevaplardan birini “beklenen sonuç” ilan etmek yerine, aynı kararın farklı kişiler için nasıl başka anlamlar taşıdığını konuşmak değerlendirmeyi derinleştirebilir. Ben de bir sonraki uygulamamda hangi rolün yeterince işlenmediğini görebilirim.
Aynı sorunun üç yaş grubundaki küçük dönüşümü
Okul öncesinde uzun ve soyut bir soru yerine tek bir ana dönmek daha anlaşılır olabilir: “Bugün aklında hangi an kaldı?” Çocuk cevabını konuşarak, bedeniyle göstererek, bir nesne seçerek ya da çizerek verebilir. Ardından “Bir daha oynasak neyi değiştirirdin?” denebilir. Her çocuğun bütün grup önünde konuşması zorunlu tutulmaz.
İlkokul gruplarında düşünmek için kısa bir sessizlik, ikili paylaşım ya da cümle başlangıçları kullanılabilir: “Kararımız … olduğunda değişti.”, “En az duyduğumuz kişi … idi; çünkü …” Çocuklardan kişisel bir sırrı değil, canlandırmada gördükleri bir ayrıntıyı anlatmaları istenir.
Yetişkin gruplarında rol ile kişisel yaşam arasındaki sınır açık tutulabilir: “Bu soruyu kendi yaşamından değil, kurmacadaki kişinin bakış açısından da yanıtlayabilirsin.” Özellikle güç ilişkilerinin belirgin olduğu gruplarda beşinci soruya anonim bir notla cevap verme seçeneği, eğitmenin duyması zor olan geri bildirimlere daha güvenli bir yol açabilir.
Uyarlama yalnızca soruyu kısaltmak değildir; konuşma, çizme, gösterme, yazma ya da yanıt vermeme yollarını da gerçek seçenekler hâline getirmektir.
Açık soru, sınırsız kişisel açıklama isteği değildir
Drama güçlü duygulara ve kişisel çağrışımlara dokunabilir. Bu nedenle açık uçlu soru sormak, katılımcının özel yaşantısını açıklamak zorunda olduğu anlamına gelmez. “Bu sana hayatındaki kimi hatırlattı?” yerine “Sahnedeki kişinin kararını ne etkiledi?” diye sormak, gerektiğinde kurmaca mesafesini korur.
Katılımcı pas diyebilmeli, yazılı yanıt verebilmeli veya yalnızca dinlemeyi seçebilmelidir. Özellikle çocuklarla çalışırken yanıtları psikolojik bir teşhis gibi yorumlamamak; ortaya çıkan ciddi bir güvenlik ya da korunma kaygısını ise kurumun ilgili prosedürleri içinde ele almak gerekir.
Bir başka sınır da şu: Farklı cevaplara alan açmak, her davranışı onaylamak değildir. Ayrımcı, incitici ya da güvenliği tehdit eden bir ifade geldiğinde eğitmen sınırı açıkça koyabilir; ardından sözün kimleri ve nasıl etkilediğini yaşanan somut durum üzerinden konuşabilir.
Benim çantama kalan küçük not
Bu beş soruyu kusursuz bir liste olarak görmüyorum. Drama alanındaki öğrenme yolculuğum sürerken, değerlendirme anında daha az konuşup daha dikkatli dinlemek için kendime hazırladığım bir hatırlatma olarak kullanıyorum.
Belki de asıl ölçüt, sorunun ne kadar parlak göründüğü değil; gelen cevabın atölyenin yorumunu ve bir sonraki tasarım kararımızı etkileyip etkileyemediği. Katılımcıların söylediğini yalnızca teşekkür edip kapatıyor, sonra yine aynı planı hiç düşünmeden uyguluyorsam beşinci sorunun hakkını vermemiş olabilirim.
Şimdilik çantama koyduğum not şu: Değerlendirme, eğitmenin gizlediği cevabı grubun bulduğu bölüm değil; yaşanan deneyimin birden çok kişi tarafından yeniden görülebildiği bir alan olabilir.
Soruyu sormak başlangıç; cevabın planımızda bir iz bırakmasına izin vermek ise asıl sorumluluk.




Yorumlar
0 yayımlanmış yorumİlk sözü sen söyle.
Bu yazının sende uyandırdığı düşünceyi toplulukla paylaşabilirsin.