Bu seçki 28 Eylül–4 Ekim haftasının taramasını bir araya getiriyor; 6 Ekim 2026’da yayımlandı. Duyuru, proje hedefi, araştırma bulgusu ve kişisel yorum aşağıda ayrı tutuluyor.
Bu haftanın radarında birbirinden oldukça farklı dört gelişme var. Bir yanda Avrupa’da uygulamalı drama ve sanat eğitimi alanındaki ilk Erasmus Mundus ortak yüksek lisansının ilk öğrencileri eğitime başladı. Bir başka Avrupa projesi, katılımcı tiyatroyu gençlerin yurttaşlık ve demokrasi deneyimiyle birlikte araştırmaya hazırlanıyor. Akademik tarafta 27 araştırmayı ve 2.239 katılımcıyı bir araya getiren yeni bir meta-analiz yayımlandı. Türkiye’den ise oyun, yaratıcı drama ve rol oynama gibi yöntemleri akran zorbalığını önleme çalışmasında bir araya getiren Renkli Adımlar pilot araştırması dikkat çekiyor.
Bu dört başlık tek bir “drama işe yarıyor” cümlesine indirgenebilecek kadar benzer değil. Tam tersine, haftanın asıl sorusu bence şu: Hangi amaçla, hangi yöntemle ve hangi koşullarda işe yarıyor?
Theatre SPACEs: Uygulamalı drama artık ülkeler arası ortak bir yüksek lisans programının merkezinde
Trinity College Dublin, 1 Ekim 2026’da Theatre SPACEs adlı yeni ortak yüksek lisans programının ilk öğrenci grubunun Bergen’de eğitime başladığını duyurdu. Program, Avrupa’da uygulamalı drama ve sanat eğitimi odağındaki ilk Erasmus Mundus ortak yüksek lisansı olarak tanımlanıyor. İlk grupta 21 öğrenci bulunuyor. Program; Western Norway University of Applied Sciences, Trinity College Dublin ve University of Arts Târgu-Mureș’in yanı sıra Hamburg ve Prag’daki ortak kurumlarla yürütülüyor.
Programın odağı yalnız sahne üretimi değil. Tiyatronun sosyal, topluluk temelli ve eğitsel bağlamlardaki kullanımını araştıran bir yapı kuruluyor. Bu açıdan Theatre SPACEs’in önemi, yaratıcı drama ve uygulamalı tiyatroyu tek bir ders ya da yöntem başlığına sıkıştırmamasında. Alan; eğitim, toplum, araştırma ve sanat pratiğinin kesişiminde ele alınıyor.
Çelik Drama’dan not: Burada dikkatimi çeken şey yalnızca uluslararası bir yüksek lisans açılmış olması değil. Programın yapısı, “drama eğitimi”ni uygulama becerisinden ibaret görmeyip araştırma, toplumsal bağlam ve sanat pratiğiyle birlikte düşünmesi. Türkiye’de de yaratıcı drama eğitmeni yetiştirme süreçlerini tartışırken yalnızca “hangi teknikleri biliyor?” sorusu yerine “hangi bağlamı okuyabiliyor, hangi soruyu araştırabiliyor ve uygulamasını nasıl değerlendirebiliyor?” sorularını daha sık sormaya değer.
CIVIC STAGE: Katılımcı tiyatro ile yurttaşlık eğitimi aynı araştırma alanında
1 Ekim 2026’da başlayan CIVIC STAGE, Avrupa Birliği tarafından desteklenen üç yıllık bir araştırma ve uygulama projesi. CORDIS kayıtlarına göre proje, katılımcı tiyatroyu örgün ve yaygın öğrenme ortamlarıyla, ayrıca oyunlaştırılmış dijital uygulamalarla bir araya getirerek gençlerin yurttaşlık katılımını araştırmayı amaçlıyor.
Projenin hedefleri oldukça geniş: 11 ülkede en az 160 kolaylaştırıcıyla çalışmak, yaklaşık 3.200 genci kapsayan en az 160 grupta uygulamalar yürütmek, sekiz eğitim modülü geliştirmek ve eğitimciler için araçlar ile politika önerileri hazırlamak. Bunlar henüz gerçekleşmiş sonuçlar değil; projenin önümüzdeki üç yıl için açıkladığı hedefler.
Katılımcı tiyatronun burada önemli bir işlevi var: gençlerin yalnızca bir anlatıyı izlemesi değil, anlatının gidişatına müdahale etmesi, toplumsal meseleler hakkında birlikte karar vermesi ve farklı bakış açılarını kurmaca içinde sınaması bekleniyor.
Çelik Drama’dan not: Demokratik katılım üzerine bir drama çalışmasının değeri, katılımcıya “doğru yurttaş davranışını” öğretmesinde değil; gerçek bir karar alanı açmasında olabilir. Katılımcının söylediği şey kurmacada hiçbir şeyi değiştirmiyorsa, çalışmanın katılımcı olduğunu söylemek de zorlaşıyor. CIVIC STAGE’i bu nedenle yalnız sonuçları için değil, önümüzdeki yıllarda geliştireceği yöntemlerin bu karar alanını nasıl kuracağı açısından izlemeye değer buluyorum.
27 araştırma, 2.239 katılımcı: Eğitimsel dramada olumlu sonuçlar ve önemli sınırlar
Frontiers in Psychology’de 2 Ekim 2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, eğitimsel dramanın öğrencilerin yaratıcılık, eleştirel düşünme, iletişim ve iş birliği becerileri üzerindeki etkilerini inceleyen 27 kontrollü çalışmayı bir araya getiriyor. Araştırmalarda toplam 2.239 katılımcı bulunuyor.
Birleştirilmiş sonuçlar dört alanın tamamında olumlu etkiler gösteriyor. Ancak araştırmanın belki de daha önemli kısmı, bu sonuçların ne kadar değişken olduğunu göstermesi. Çalışmalar arasında çok yüksek düzeyde heterojenlik var. Ayrıca bazı sonuçlar birkaç olağan dışı yüksek etki büyüklüğünden belirgin biçimde etkileniyor. Örneğin iş birliği için bulunan olumlu toplam etki, en yüksek etkiyi bildiren çalışma çıkarıldığında istatistiksel olarak anlamlı olmaktan çıkıyor. Yazarlar ayrıca tasarıma özgü resmî bir yanlılık riski değerlendirmesinin yapılmadığını belirtiyor ve sonuçların temkinli yorumlanması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Çelik Drama’dan not: Bu çalışma drama temelli yaklaşımların olası katkısını düşündürüyor; fakat sonuçları tek bir “drama etkilidir” hükmüne indirgemek araştırmanın sınırlılıklarını gözden kaçırır. Bence asıl soru şurada: 27 çalışma aynı şeyi yapmıyor. Yaş grupları, süreler, drama yaklaşımları ve araştırma tasarımları farklı. Dolayısıyla bizim atölye tasarımında da “yaratıcı drama kullandık” ifadesi yeterli değil. Ne yaptık, neden yaptık, katılımcıya hangi karar alanını açtık ve sonucu nasıl gözledik? soruları daha önemli.
Renkli Adımlar: Oyun ve yaratıcı drama akran zorbalığını önleme programında
Bu madde 28 Eylül–4 Ekim haftasında yayımlanmış bir çalışma değil; 25 Eylül 2026’da yayımlanan ve bu haftaki taramada yeniden karşılaştığımız Türkiye’den güçlü bir araştırma notu. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinden araştırmacıların yürüttüğü Renkli Adımlar çalışması, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 79 öğrenciyle gerçekleştirilen pilot, okul düzeyinde kümelenmiş randomize kontrollü bir araştırma.
Sekiz haftalık programda altı oturum boyunca eğitsel oyunlar, yaratıcı drama, rol oynama, hikâye anlatımı, kukla çalışmaları ve iş birlikli öğrenme kullanılmış. Araştırmada zorbalık ve mağduriyet göstergelerinde müdahale grubu lehine bazı değişimler bildirilirken, empati için grup-zaman etkileşimi anlamlı bulunmamış. Araştırmacılar da sonuçları “ön bulgular” olarak değerlendiriyor; yalnız iki okulun yer alması ve her koşulda tek okul bulunması, nedensel yorumları sınırlıyor.
Çelik Drama’dan not: Bu araştırma özellikle bir nedenle önemli: yaratıcı drama, tek başına mucizevi bir yöntem gibi konumlandırılmıyor. Oyun, rol oynama, hikâye, kukla ve iş birliğiyle birlikte daha geniş bir programın parçası. Bu da uygulama tasarlarken “hangi teknik zorbalığı azaltır?” gibi tek nedenli bir sorudan uzaklaşmamız gerektiğini hatırlatıyor. Daha verimli soru şu olabilir: Çocuğun ilişkiyi, sınırı, tanıklığı ve alternatif davranışı güvenli bir kurmaca içinde deneyebilmesi için hangi süreç bileşenlerine ihtiyaç var?
Bu haftadan bize kalan
Bu dört gelişmeyi yan yana koyduğumda ortak bir çizgi görüyorum: drama alanı yalnız “etkinlik yapma” becerisi üzerinden değil; araştırma, katılım, toplumsal bağlam ve uygulamanın niteliği üzerinden tartışılıyor.
Bir yüksek lisans programı eğitmeni araştırmacı ve uygulayıcı olarak yetiştirmeye çalışıyor. Bir Avrupa projesi katılımcı tiyatronun demokratik karar alanını nasıl destekleyebileceğini araştırıyor. Bir meta-analiz olumlu bulgular sunarken kanıtın değişkenliğini saklamıyor. Türkiye’den bir pilot çalışma ise yaratıcı dramayı daha geniş bir zorbalığı önleme programının bileşenlerinden biri olarak ele alıyor.
Çelik Drama’da bu gündemi biraz da bu sorunun peşinden takip etmeye devam edeceğiz.




Yorumlar
0 yayımlanmış yorumİlk sözü sen söyle.
Bu yazının sende uyandırdığı düşünceyi toplulukla paylaşabilirsin.