Bir öğretmen, yıl sonunda sahneye çıkma beklentisiyle yürüttüğü drama dersinde neyi önce konuşması gerektiğini sordu. Tanıdık bir düğüm: Okul bir gösteri görmek istiyor; eğitmen çocukların hazır bir sahneyi tekrar etmesinden fazlasını önemsiyor. İki taraf da çocuklar için iyi bir şey istediğini söylüyor ama “gösteri” sözcüğünün içine farklı şeyler koyuyor. “Gösteri olacak mı?” sorusundan önce “Çocuklar bu süreçte neyi deneyecek ve hangi kararı verebilecek?” diye sormak konuşmaya daha sağlam bir yerden başlatabilir.
Sahne çalışmasının kendi sanatsal emeği ve pedagojisi var; hakkını vererek yapılacaksa ona da alan açmak gerekir. Benim aklımı kurcalayan şey, yaratıcı drama saatinin fark ettirmeden yalnızca final gösterisinin uzun bir provasına dönüşmesi. Drama alanındaki daimi öğrenme yolculuğumda okuduklarımla kendi atölye tasarım sorularımı yan yana getiriyorum. Aşağıdaki örnekler bir araştırmanın sınadığı sonuçlar değil, uygulanmak ve grup için yeniden düşünülmek üzere kurulmuş tasarım önerileri.
Kaynaklar bu ayrımı nasıl kuruyor?
H. Ömer Adıgüzel, yaratıcı dramayı grup üyelerinin deneyimlerinden hareketle doğaçlama ve rol oynama yoluyla bir yaşantıyı canlandırmaları bağlamında ele alıyor; tiyatro ile ilişkili kavramları ve yaratıcı dramanın hazırlık, canlandırma, değerlendirme aşamalarını da tartışıyor. Bu makaleden kendi uygulamama taşıdığım soru şu: Çocuklar yalnızca kendilerine verilen sözleri mi oynuyor, yoksa kurmacanın yönünü değiştirebilecek seçimler yapıyor mu? Bu soru benim yorumum; makalenin ölçtüğü bir etki sonucu değil.
ABD Ulusal Sanat Standartlarının sözlüğü yaratıcı dramayı süreç merkezli ve sergileme amacı taşımayan bir yaklaşım olarak tanımlıyor. Kavramı ayırt ederken yararlı bir çerçeve. Öte yandan National Drama'nın drama ve tiyatro eğitimi planı, öğrenme süreciyle performans sanatını aynı geniş alanın parçaları olarak ele alıyor. Bu iki kaynağı bir arada okumak bana “Sahneden uzak duralım” gibi kestirme bir sonuç vermiyor. Daha yerinde soru şu olabilir: Bir sunum yapacaksak, çocukların araştırdığı ilişkiler, çatışmalar ve seçimler sunuma nasıl taşınacak?
İlk görüşmede üç şeyi netleştirmek
Kurum ne bekliyor? Bir kutlama programında beş dakikalık paylaşım mı, velilere açık bir oyun mu, belirli sayıda çocuğun sahnede konuşması mı? Süre, mekân, teknik koşullar ve takvim de bu beklentinin parçası. “Gösteri” sözcüğü tek başına pek çalışkan değil; ayrıntıları bizim konuşmamız gerekiyor.
Çocuklar için amaç ne? İş birliği, kurmaca içinde karar alma, rol ve ilişki kurma, bir çatışmayı farklı açılardan görme gibi amaçlardan hangileri gerçekten bu grubun ihtiyacına uyuyor? Bunları görünür kılmak, okulun isteğini duymak ile eğitmenin pedagojik gerekçesini söylemek için ortak bir zemin açabilir.
Ne kadar seçim alanı kalacak? Çocuklar mekânı, karakterin amacını, bir sahnenin sonunu veya anlatma yolunu değiştirebilecek mi? Katılım yalnızca replik sayısıyla ölçülürse sessiz kalan, işaret eden, nesneyle çalışan veya sahne arkasında düşünce üreten çocukların emeği görünmez olabilir. Sahneye çıkmak istemeyen çocuk için zorlamadan başka bir katılım yolu konuşulmalı.
Görüşmenin sonunda kısa bir çalışma anlaşması yazılabilir: “İlk haftalarda kurmaca ve doğaçlama ile seçenekler araştırılacak. Ortaya çıkan malzemeden çocukların katılımıyla kısa bir paylaşım biçimi seçilecek. Sunumun süresi ve katılım biçimleri grupla yeniden değerlendirilecek.” Kulağa bir sahne sözleşmesi gibi gelebilir; aslında aceleyle verilen gösteri sözünün yerine hepimizin neye evet dediğini görme çabası.
İlkokulda küçük bir yol: Kayıp eşyanın sahibi kim?
Tasarım örneği; 1–4. sınıflara uyarlanabilir. Ortada üzerinde isim olmayan bir çanta bulunsun. İçinden hemen “doğru hikâye” çıkmasını beklemeyelim; henüz çantanın bile bundan haberi yok. Eğitmen, sınıfı küçük gruplara ayırıp “Bu çanta neden burada kalmış olabilir; sahibinin neye ihtiyacı var?” sorusuyla kısa doğaçlamalar kurabilir. Bir grup çantayı bulanları, diğeri onu arayanları, bir başkası çantanın bırakıldığı yeri tanıyanları canlandırır. Sonra çocuklar hangi ilişkinin ve kararın üzerinde çalışmak istediklerini söyler. Öğretmen fikirleri toplar; kendi yazdığı tek bir hikâyeye hepsini sığdırmaya çalışmaz.
Bir paylaşım kararı alınırsa çocukların seçtiği iki kısa karşılaşma yan yana getirilebilir. Buradan sonra prova işe yarar: Birbirini duyma, giriş sırasını bilme ve güvenli hareket etme için. Fakat önceki araştırmayı her tekrarda silip yalnızca “daha düzgün söyle” düzeltmesine dönüştürürsek, drama çalışması daralır. Prova sırasında da “Bu karakter şimdi başka bir seçim yapsaydı ne değişirdi?” diye sorulabilecek küçük bir alan bırakmak mümkündür.
Bu örnek uygulanmış bir atölye raporu değil; grup, mekân ve zaman koşullarına göre değiştirilmesi gereken bir tasarım önerisi.
Okul öncesinde paylaşım başka türlü görünebilir
Tasarım örneği. Bir grup “Yağmurdan sonra parkı kimler kullanabilir?” sorusuyla hayvan, bahçıvan ve çocuk rollerinde alan kuruyor olsun. Çocuklardan sabit bir metni ezberlemelerini beklemek yerine, kurdukları parkın hangi köşesini göstermek istediklerini seçmeleri istenebilir. Bir çocuk hareketle yolu açar, bir başkası bir nesneyi taşır, biri anlatır; yalnızca izlemeyi seçen çocuğun kararı da değerlendirilir. Ailelerle paylaşım için kısa bir sahne, kurmaca mekânın birlikte gezilmesi ya da çocukların seçtiği çizim ve anlatıların gösterimi düşünülebilir.
Buradaki ölçüt “Herkes aynı anda sahnede aynı şeyi yaptı mı?” değil, seçilen biçimin yaşa ve gruba uygun olup olmadığıdır. Kalabalık bir salonda, tanımadıkları izleyiciler önünde bulunmak her çocuk için aynı deneyim olmayacaktır. Ailelerle paylaşım biçimini belirlerken çocukların isteğini, mekânı ve olası zorlanmaları önceden konuşmak gerekir.
Sahneye hazırlanırken kendime bırakacağım sorular
Bunlar bir yöntemin doğrulanmış ölçütleri değil; uygulamayı gözden geçirirken yanımda tutmak istediğim sorular.
- Bugün çocukların önerdiği hangi fikir çalışmanın yönünü gerçekten değiştirdi?
- Tekrarladığımız sahne, rol ve ilişkiyi daha anlaşılır kılıyor mu; yoksa yalnızca dışarıdan düzgün görünmeyi mi hedefliyor?
- Söz almayan çocuğun düşüncesini ve katılım seçeneğini nerede duyabildik?
- Sunum hiç yapılmasa bu atölyeden geriye ne kalırdı? Sunum yapılacaksa bunun hangi izleri görünür olur?
Perde açılmadan önce
Sahne ile çember arasında tek bir reçete yok. Benim için iyi başlangıç, kuruma verilecek sözü çocukların yerine peşinen yazmamak. Gösteri isteniyorsa bunu açıkça konuşalım; drama saatinin neyi koruyacağını da aynı açıklıkla konuşalım. Perde açılmadan önce konuşmamız gereken en önemli şey belki de budur.
Kavramların ayrımını biraz daha açmak istersen “Eğitimde drama ile yaratıcı drama aynı şey mi?” yazısına, eğitmenin süreçteki kararlarını düşünmek için de “Eğitmenin rolde olmasında dört küçük ama belirleyici karar” yazısına göz atabilirsin. Sayfanın altındaki ilgili yazı ve Drama Rehberi önerileri de buradan devam etmek için bir yol açıyor.




Yorumlar
0 yayımlanmış yorumİlk sözü sen söyle.
Bu yazının sende uyandırdığı düşünceyi toplulukla paylaşabilirsin.